Belki de asıl mesele, bir gün aynaya baktığında eksilen taraflarını yamamaya çalışmaktan vazgeçip o boşluklarla birlikte ayakta durabilmeyi öğrenmektir. Çünkü insan, başkalarının elleriyle ördüğü duvarlar yıkıldığında ilk kez kendi toprağına basar. O toprak ilk başta serttir, kurudur, hatta adımlarını acıtır; ama kendi ayak izini gördüğün ilk yer de orasıdır. Yıllarca başkalarının beğenisine, onayına, sevgisine sığınarak büyüttüğün o sahte güvenlik alanı çöktüğünde korkarsın. Sanki dışarıda yapayalnız, kimsesiz kalmış gibi hissedersin. Oysa asıl kimsesizlik, kalabalıklar içinde kendine yabancılaşmaktır. Peki sen en çok ne zaman kendi toprağından vazgeçtin? Birine ait olabilmek için kendi köklerini söktüğünde mi, yoksa seni anlamayan bir kalbe kendini sığdırmaya çalıştığında mı? Her defasında biraz daha küçüldün, biraz daha sessizleştin. "Eğer yeterince iyi olursam kalırlar" sandın. Oysa kalmak isteyen insan bahaneler aramaz; gitmek istedikten sonra ne kadar fedakarlık yapsa...
- Get link
- X
- Other Apps