Skip to main content
SUSKUNLUK SANATI

Search This Blog

Price: October 09, 2020
  • Get link
  • Facebook
  • X
  • Pinterest
  • Email
  • Other Apps


 

Edebiyat Fotoğraf günlükten alıntılar
  • Get link
  • Facebook
  • X
  • Pinterest
  • Email
  • Other Apps

Popular Posts

DENGE VE NÖTRLEŞMEK: RUHSAL GELİŞİM YOLCULUĞUMDA NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Ruhsal gelişim yolculuğu, hayatın içindeki iniş çıkışlarla başa çıkmayı öğrenmek, kendimizi daha iyi anlamak ve iç huzuru yakalamakla ilgilidir. Bu süreçte dengeyi sağlamak ve nötrleşmek, bizi duygusal dalgalanmalardan, zihinsel karmaşadan ve enerjisel blokajlardan koruyan iki temel unsurdur. Peki, bunlar neden bu kadar önemli ve nasıl sağlanır? İşte kendi deneyimlerimden yola çıkarak denge ve nötrleşmenin ruhsal gelişimdeki yeri. 1. Denge ve Nötrleşmek Ne Anlama Geliyor? Hayat, sürekli değişen olaylar, duygular ve düşüncelerle dolu. Bazen bir olay karşısında çok mutlu olurken, bazen de üzüntü, öfke veya stres gibi ağır duyguların içine çekilebiliyoruz. İşte tam bu noktada, içsel dengeyi korumak ve nötrleşmek devreye giriyor. Denge , zihinsel, duygusal ve enerjisel olarak kendimizi ortada tutabilme yeteneğidir. Dış etkenlerden fazla etkilenmeden, kendi merkezimizde kalmayı öğrenmek demektir. Nötrleşmek ise olaylara ve duygulara tepki vermeden, onları olduğu gibi kabul edebilme h...

Dengenin Koruyucusu: Ruhsal Sınırlar ve Öz-Merkezleme

 İlişkilerde dengenin bozulması, tıpkı iç kulaktaki kristallerin yerinden oynaması gibi hayatı kontrol edilemez bir baş dönmesine çevirir demiştik. Peki, bu sarsıntıyı durduracak ve bizi yeniden ayağa kaldıracak olan mekanizma nedir? Vücudumuzdaki eklemlerin ve kasların ani darbeleri emen biyolojik yapısı gibi, psikolojik dünyamızda da bu görevi "sınırlar" üstlenir. Sınır dediğimiz kavram, karşı tarafa çekilen soğuk ve aşılmaz bir duvar değil; tam aksine kendi ruhsal alanımızı koruyan, esnek ama sarsılmaz bir kalkandır. Bir ilişkide "hayır" diyemediğiniz, kendi değerlerinizden ödün verdiğiniz her an, aslında kendi dengenizden bir parça koparıp karşı tarafın dengesizliğini beslersiniz. Bu durum, bir tarafın sürekli ağırlık merkezini kaybetmesine, diğer tarafın ise o ağırlığın altında ezilmesine yol açar. Sağlıklı bir ilişkide denge, her iki tarafın da kendi ağırlık merkezini tek başına koruyabilmesiyle mümkündür. Bir başkasına aşırı yaslanarak ayakta kalmaya çalışmak...

Hareket Halinde Denge: Değişimin Ritmi ve Yeniden Doğuş

Denge, sanıldığı gibi durağan bir nokta ya da ulaşıldığında sabit kalınacak bir mertebe değil, her an yeniden kurulan bir akıştır. Tıpkı bir bisiklet üzerinde yol almak gibi; durduğunuz ve hareket etmeyi bıraktığınız an devrilirsiniz. Dengeyi ancak pedal çevirirken, yani hayatın akışına uyum sağlarken koruyabilirsiniz. İlişkiler ve yaşam da tam olarak böyledir; yıllar geçer, ihtiyaçlar başkalaşır, insanlar evrilir ve ruhsal kapasiteler genişler. Eğer geçmişteki bir denge noktasına, artık geçerliliği kalmamış eski bir alışkanlığa tutunmaya çalışırsanız, bugünün rüzgarı sizi alaşağı eder. Çoğu zaman dengemizi bozan asıl şey, değişimin kendisine direnmek ve artık bize hizmet etmeyen, bizi beslemeyen eski kalıplara sarılmaktır. Oysa ruhsal sistemimiz, tıpkı bedensel bağışıklık sistemimiz gibi, büyük sarsıntılardan sonra kendini onarma ve daha gelişmiş bir denge kurma potansiyeline sahiptir. "Neden dengem bozuldu?" diye hayıflanarak geçmişe bakmak yerine, "Bu sarsıntı bana ha...
Powered by Blogger
Blogda yer alan yazıların her hakkı yazarına aittir.İzin alınmadan hiçbir şekilde kullanılamaz..