Dengenin Yeniden İnşası: Sarsıntıyı Durdurmak ve Merkeze Dönmek


Hayatın bir denge sanatı olduğundan ve bu dengenin bozulmasının ruhsal ve bedensel sistemlerimizi nasıl bir "baş dönmesine" sürüklediğinden bahsetmiştim. Ancak bazen o sarsıntı başladığında, kristaller yerinden oynadığında sadece durumu tespit etmek yetmez; bilinçli bir müdahale gerekir. İlişkilerde ve yaşamda dengeyi yeniden kurmak, sadece karşı tarafı suçlamak değil, kendi ağırlık merkezimizi bulma cesaretini göstermektir. Çünkü bir başkasına yaslanarak ayakta kalmaya çalışmak, fırtınalı bir denizde birbirine tutunan iki insanın durumuna benzer; biri sendelediğinde diğeri de kaçınılmaz olarak devrilir. Gerçek denge, partnerimizle aramızdaki bir köprüden ziyade, önce kendi ayaklarımızın yere basma açısıdır.

Bu dengeyi koruyan en önemli mekanizma ise sınırlardır. Bir aracın sarsıntısını emen amortisörler gibi, ilişkilerdeki sınırlar da ruhsal bütünlüğümüzü korur. "Hayır" diyemediğimiz her an, kendi dengemizden bir parça verip karşımızdakinin orantısızlığını besleriz. Sağlıklı bir sınır, karşı tarafa çekilen aşılmaz bir duvar değil; kendi bahçemizi koruyan şeffaf bir kalkandır. Eğer sürekli "iyileştiren", "idare eden" ya da "alttan alan" tarafsanız, aslında dengeden feragat ediyorsunuz demektir. Bu tek yönlü akış, zamanla veren tarafın tükenmesine, alan tarafın ise sorumluluk bilincini yitirmesine neden olur. Oysa sağlıklı bir ilişki, iki eksik parçanın birleşmesi değil, iki tam bireyin aynı ritimde yürüme kararıdır.

Sonuç olarak, dengenin bozulduğunu hissettiğimiz o anlarda paniklemek yerine pedalları çevirmeye devam etmeliyiz; çünkü bisiklet üzerindeki denge gibi, yaşam da hareket halindeyken korunur. Kendi merkezine dönmek, hobilerine, değerlerine ve öz benliğine sahip çıkmak bencillik değil, bir hayatta kalma refleksidir. İç kulağımızdaki kristaller yerinden oynadığında dünya dönmeye devam eder ama biz yol alamayız. İlişkide de durum aynıdır. Kendi içinde dik durmayı başaramayan bir ruh, bir başkasının elini sahici bir güçle tutamaz. Şimdi durup sorma vaktidir: Hayatın akışında savruluyor musun, yoksa gidonu sıkıca kavrayıp kendi rotanı mı çiziyorsun? Unutma, dengeyi dışarıda aramak her zaman bir sarsıntı vaat eder; ancak merkezi içinde olanın dünyası kolay kolay yıkılmaz.