Parçalanmış Bir Kalp Arta Kalan

Zamanın durmasını istediğiniz biran oldu mu hiç ? Ya Olduğunuz yerde kala kaldınız mı ? Ya da çevrenizden hızlıca gelip geçen insanlar oldu mu ? Benim oldu. Hayatımda bir ilkti. İlk defa zamanı durdurmuştZamanın durmasını istediğiniz biran oldu mu hiç ? Ya Olduğunuz yerde kala kaldınız mı ? Ya da çevrenizden hızlıca gelip geçen insanlar oldu mu ? Benim oldu. Hayatımda bir ilkti. İlk defa zamanı durdurmuştum sanki. Elim de telefon, otobüsteydim öylece kala kaldım. Ağzımdan çıkan küfürleri, sadece telefonda konuştuğum kişinin duyduğunu sansam da bütün otobüs duymuştu. Seslice güldüm.Aldatıldığımın farkına varmıştım.

Kardeş kardeş yatarlar diyebildim sadece. Evet kardeş. Bana onun hakkında ” Merve kardeşim demesem o gözle bakmasam evlenirim” demişti. Ne diyebilirdim ki başka. Ayrıldığımızda beni teselli eden kardeşimdi, onunla evlenen. Hüngür hüngür ağladığımda nasıl bakmıştı yüzüme. Kan bağımız yoktu belki ama arkadaştan öteydi benim için. Sadece benim için. O gün farkına vardım, yanılmışım. Hayatımın en büyük kazığını mı yedim ben. Kardeş dediğin insan böyle bir şey yapar mıydı ? Ayrılalı iki ay olmuş muydu. Ne ara nişanlanmışlardı. Kafam da o kadar çok soru vardı ki. Nasıl ya, nasıl hangi ara ne zaman. O kadar kör müydüm ben. Olan biteni göremeyecek kadar kör. Vay canına olaya bak dediğim günler. Derinden iz bıraksa da iki buçuk seneyi geçti. Üç sene olucak nerdeyse. Ömrümden ömür alıp giden, üç sene. 32 ay hiç mi tanıyamaz, insan sevdiği sandığı insanı. Tanıyamamışım meğer dediğim o günler. Otobüsten indiğimde düşecek gibi oldum, bağırıp çağırsam, ağlasam kendime gelicem belki. Ama yok salak gibiydim. Bi korna sesi. Kolumdan birisi tuttu, ”canına mı susadın kızım sen” dedi. Kolum inciltdiğini hissettim o an. Demek ki hala hissedebiliyordum. Kendime gelir gibi oldum. Boş boş sahile doğru yürüdüm. Durakladım, tekele uğradım. Çocuk bi saate bi de bana baktı. Kim bilir içinden ne geçirdi. Bu saatte buralar durgun olurdu. Yoldan geçen, kim bu manyak diye bakıp durmayacaktı en azından. Sesli sesli güldüm ağladım. O gün hem güldüm hem ağladım. Sonra dedim ki siktir et be Merve, sadece gülümse bu hayat gülümsedikçe güzel. Aç karınla çakır keyfi yapıyorum. Arayanlara elleşmeyin bana diyordum. Bugüne içilmez de ne zaman içilir. Ulan kahpe dünya hayatımın içini ettiler kaldır kaldır şerefe dediğim o gün okul da ki ilk senemdi. Sarhoş okula giden ilk öğrenci değildim her hal de. O zamanda bu yana ayyaş diye dalga geçen bile var. Öğlen vakti içip okula geldiğinde neysen yetmişinde de benim için o sun diyen canlarım. Ağzıma sıçsalar da iyiydim ben. Beynim uyuşsun hatırlamasam ne güzel olurdu. Biran da huyum değişmiş en ufak şeye ağlıyordum. Dengesiz aksi biri olmuştum. Küfürler ağzımdan düşmez olmuştu. Hem ev de hem okulda aynıydım. Hazırlık koordinatörün dersinden kavga ederek çıkmıştım. Zaten o senede kaldım. Dersler bir yandan, devamsızlık bir yandan bahane olmuş olsa da o kadın sen kalacaksın dediği için mi kalmıştım bilmiyorum. Telefonu mu kırıp neredeyse bir sene telefon kullanmadım. Bütün hesapları dondurdum. Hiç kimsenin arabasını halimi hatırımı sormasını istemiyordum. Tükenmiştim. Parçalanmıştım. Ne yapsam boştu. Hissizdim. Tek arkadaşım vardı o da ben. Bir tek kendime güvenebilirdim. Kendimle konuşabilirim. Soru sormadan yorum yapmadan dinleyecek biri varsa, o sadece bendim. İçip içip ağlamak, kendinle konuşmak o kadar zordu ki. Kimse sormadı ne derdin var neden böylesin diye. Sadece boş bardağı doldurmakla meşgullerdi. Zor günlerdi. Yaşanması zor anlatması daha da zor günler, geçti şimdi. Üç sene önce ki benle, şimdi ki ben arasında çok değişim oldu. İçmiyodum mesela. En ufak bir şey de ağlamıyordum. Göz yaşlarım kurumuştu. Yorulmuştum. Tek güvensizlik değişmedi. Güvenemiyordum. Güvenmek istesem de olmuyor. Beceremiyorum bunu. Bana yaklaşan herkesten uzaklaşıyordum. Çok kişiyi kırdım, incittim. Şimdi yapar mıydım hayır kesinlikle yapmazdım. Beni seven birini hayatıma almak istedim ama kendinden çok beni sevecek biri yoktu. Geçmişimle beni kabul edecek biri yoktu. İyileşmiş gibi gözüken beni bile kandıran yaralarımla beni sevecek biri yoktu. Tanımak gerekir bunun için dimi. Kimsenin beni tanımasına izin vermedim. O geldi sonra. Uzaktan yavaş yavaş tanıdı beni. Kendini tanıttıkça dalga geçiyor gibiydi. Bu kadarı olamazdı. Bendi sanki. Milyonlarca insanın içinden bi tek o bana benziyordu. Hatta beni nereden tanıyosun. Bunları sevdiğimi nereden biliyorsun diye sormuştum. Bu kadar ayrıntıyı bilemezdi. İmkansızdı. Onun sevdiği şeyleri benimle paylaşmasıydi anlamsız olan. Diğer bendi. Sen ben olduğun için bende sen olduğum için bi sorun yok derdik. Farklı olacaktı bu sefer ucunda mutlu olmak vardı. İki seneden sonra çok garipti. Sabah kadar biriyle konuşmak bana göre değildi ama konuşuyodum. Tuhaftı işte. Rüya gibiydi. Uyanmaktan korktuğum bir rüyaydı. Uyandım da. Beş aydan sonra başladı, ardı arkası kesilmedi sessizliklerin, kayboluşların. Sordukça, cevapsız kalan sorular da devam etti. Ne yapabilir insan, yorulmuş bir insan emekleyebilir ama devamını getiremez. Pes etmek değil benim ki alışmışken varlığına içimde öldürmekti sadece. Yazmadım bu yüzden. Büründüm sessizliğe. Suçluyum belki çabuk yenildim. Haklısızdı bu kez üçten sonra kabullenmek biraz aptallık olmaz mı. Herkesin sorunları var. Önemli olan onlarla birbirimize koşmak değil miydi. Vazgeçmedim ilk başta yazmaya devam ettim. Ama olmadı. Beceremedik onuda. Taki vazgeçene kadar. Nedense vazgeçince kıymete biniyoruz biz. Şimdi telefonlar susmuyor. Özür mesajlarının sonları gelmiyor. Ey adem oğlu, kendin gitmek istediğinde o gün gitmene izin verdiğim de neden, bu kadar uğraşmadın. Sadece bi duru mesaj atmakla yetindin. Bu sefer yokluğuna alışmışken geri dönmek yok. Engellere düşüp takılmak da yok. İnsan birine sadık kalabilmeyi öğrenmeli ilk önce. Kendinden fazla birine değer vermemeyi öğrenmeli. Yaşayarak öğrenmek acı verse de öğrendim. Geç olmadan öğrendim. Peki bunları yazarken canım neden açımıyor. Neden hissetmiyorum gidişini. O kadar çok gitmiştin ki, her girişinde yaşadığım için şimdi hissedebileceğim, yaşayacak bir şeyim kalmamıştı belki. Mesajlarını okuduğum da hüzünlenmememin sebebi, aradığında cevaplamak için heycanla telefona sarılmama da bu yüzden belki. Duruldum. Yok artık dedim. Bundan sonrası yok dedim. Dua ettim bol bol dua. Şükrettim. İnsanlar ne sınavlardan geçiyor, benim yaşadıklarım ne ki diye şükrettim. Ve ilk kez son defa yazdım. Buraya yazdım. Silinmesin diye yazdım. Okusunlar diye yazdım. Neler gelip geçiyor buda geçecek diye yazdım. Aşık olduğun sevdiğin insan, seni sevebilir aşık da olabilir . O zaman mutlu olursunuz. Ama senin sevdiğin insan, seni sevmiyorsa bırak gitsin uğraşma bu kadar, incelme, kırılma, yıpranıp parcalanma. Sizi seven insanlara değer verin, emin olun daha mutlu olursunuz. Tamamen vazgeçince, kıymetinizi anlayıp çabalayanları değil, ufacık bir yanılgı da vazgeçtiğinizi anladığı anda, sizi kaybetmemek için çabalayan kadınları adamları sevin. İşte o zaman üzülmezsiniz..