Sevdiğiniz bir insanı kaybetmenin ne demek olduğunu, bu duyguyu bana tekrar hatırlattığın ve yaşattığın için sana teşekkür mü etmeli miyim yoksa kızmalı mıyım bilmiyorum. Şimdi sen karşımda duran tahta bir tabutun içerisinde kefen dedikleri bi bez parçasına sarılı yatıyorsun. İnanmak istemiyorum ben buna. Orada ki sen olmazsın diyorum. Annene sarılıyorum. Gitmedi diyorum. O bizi terk etmeye kıyamaz ki diyorum. Sadece öyle gerekliydi. İstiyerek gitmedin ki sen. Senin yokluğuna alışmaya, gidişini kabulenmeye ve sana söz verdiğim gibi ağlamamaya çalışıyorum. Yaratana sığındım ağlamıyorum. Dua ediyorum herkes gibi ben de Helal Olsun diyorum. Ama çok kızgınım sana çocuk. Yenik düştüğün için beni yalnız bıraktığın için çok kızgınım. Kaderin de hayat mücadelesi vardı kederinde neden kanserden ölmek. Hesap sormuyorum kimselere yanlış anlama sadece kabulleniyorum. Gidişini kabulenmeye çalışıyorum hepsi bu. 23 yıl da anladın değil mi buranın ne kadar boktan bir yer olduğunu. Keşke diyorum keşke bize sorsalardı ama anlatıp sorsalardı, oraya gitmek istiyor musunuz die. Belki gelmezdik buraya. Çünkü benden bizden aldıklarının yanında bana ya da bize kattığı birşey yok. Senin gibi. Seni de aldı benden bu kara toprak. Ben bugün kardeşimi canımdan bir parçayı toprağa verdim. İyi bak ona dedim. Hava soğuk dediler aldırış etmedim. Oda üşür yapamaz burada dedim. Yazdıklarını yakıp küllerini toprağa karıştırdım. Ama biri hariç. Şimdi sahibinin elinde seni okuyor. Kızacaksın bana biliyorum. O da bilsin istedim onu ne kadar cok sevdiğini bilsin istedim. Çekip gidişinin nedenini bilsin istedim. Oysa huzurla uyanmıştım bugün. Senin huzurun olabileceğini tahmin edemezdim. Tabut gördüm akşam. Alakasız bir yerde çıktı karşıma. Senin tabutun olacağını bilemezdim. Hani demiştim ya sana eğer okumasaydım bilmeseydim çoktan terk etmiştim burayı diye. Kızmıştın bana ne saçmalıyorsun deyip sus demiştin. Tekrar tekrar her gece diyorum ve okuyorum şimdi. Yenik düşmemek için savaşmak için okuyorum. Biliyorum beni duyuyorsun görüyorsun da, hatta yazdıklarımı da okuyorsun. Lütfen bana kızma. Benim için yazmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Seni yazıyor olmaksa en can alıcı noktası. Sen söyle bana kalk yerinden bırak orayı gel söyle. Kağıda seni yazmaya kalksam, göz yaşlarımla silinmeyecek bi mürekkep bul getir bana ki seni yazayım. Yazmaya çalışsam seni yazamam. Anlatmaya kalksam seni anlatamam. . Anlamazlar çünkü insan kardeşini nasıl anlatır ki. Ama söz verdiğim için yazıyorum. Bak ben sözümü tuttum buradayım ve bilmediğin bir yere başka insanlar tarafından okunacak seni yazıyorum. Sense gittin, giden oldun terk eden bu kez sen oldun.
Sadece kan bağımız yoktu bizim, kardeş gibiydik. Ikimizde de aynı yerde olan bir kesik vardı. İşte bu herşeye yeterdi. Daha beş gün olmuştu konuşalı, iyiydin güzeldi herşey. Sonuçlar muhteşemdi. İlk öğrendiğim de tedaviye ilk başladığında ki seni unutamam. Ne oldu da erkenden bu gidişin. Alıştıra alıştıra gidicem demiştin. Yaptın da. Telefon çaldı aaa ölmüş mü dedim. Çok iyi bi insandı kardeşim rahat uyu dedim. Ama başkası öldü dediler. Eve gelip haber verdiler. Orada kaldım işte. Ne soluk alabildim ne de yutkunabildim. Sonra anlamadım herşey hızlıca oldu. Karşımdaydın kahkahalarını duyuyordum. Melek mi oldun sen şimdi derken ağlamaya başladım. Tutamadım kendimi. Yığıldım bir köşeye oturup ağladım. Ablana sarılıp ağladım. Melek gibi bir insandın şimdi melek oldun dedim yine ağladım. Ve yine ağlıyorum. Biliyorum orada görüşücez ama çok erkendi. Erkenden gittin. Kaçıyor mu orası beklesen birazcık beraber gitseydik. En azından sen yanımdasın diye korkmazdım. Birlikte adım atardık sonsuzluğa. Sevdiklerimizin yanına beraberce giderdik. Selam söyle olurmu. Orada gördüğün herkese iyi merve sadece yanımıza gelmeyi bekliyor de. Ve bize de çok kızgın, kırgın de. Yalnız bıraktık onu de. İyi uyu kardeşim. Sonsuzluğu beklerken huzurla uyu, yüreği güzel bi o kadar da temiz insan.
Posted via Blogaway