Edebiyat Değil Benim Amacım

İki gündür uyuduğum uyku 7 saatin üstünü bulmuyor. Uykuya da hasret kalabiliyormuş insan. Çoğu şeye hasret kala bildiği gibi. Bedenim yorgun mu ? Tükenmez mi peki insan bir zamandan sonra. Güçsüz, halsiz kalmaz mı ? Yığılıp düşmez mi ?, bu gibi soruları kendine sorarken buluyorsun bir zamandan sonra ama ben bunları yaşamadım. Uyumadım, uyuyamadım. Yoksa nasıl çıkardi hüzün dolu gecelerin tadı. Bir deneseniz. O gecelere doyduğunuz zaman, bunlardan eser kalmıyor. Hatta bir önceki günden daha dinç oluyorsun. İlham kaynağımı bulmuşken sayfalarca yazmamak haksızlık olmaz mıydı diye düşündükçe uyumamak en iyisi diyorsun. Yazdıkca, yazabilicek birşeyler buldukça uyuyamaz oluyorsun. Kağıdın, mürekkebin tükenir olması gerektiği gecelerin kıymetini bilmememiz gerekirken, kendimizi düşünüp de saatlerce neden uyuyoruz ki. Yazmak, içindekileri dökebiliyor olmak rahata huzura ermektir. Bazen de sessizliğe gömülmektir. Yazmalı insan. İki cümleyi bir araya getirip denemeli, eşsiz ve benzeri olmayan duyguyu tatmalı. Mahrum bırak mamalı onu kendinden. Gündüzler çuvala mı girdi diyenler; hayatın yoğunluğundan, kovalamacasından zaman bulup, yazabilicek birşeyler bula biliyormusunuz siz. Ben bulamıyorum. Gecenin verdiği huzuru verebilir mi ? Emin olun vermiyor. Edebiyat değil benim amacım. Zaten okullar da bize öğretilen Edebiyatla bu aynı şey değil. Zaman geçtikçe anlıyor insan.