Ansızın gelişmesini istersin ya bazı şeylerin. Beklersin.
Bir şeylerin olmasını. Bir işaret veya bir mesaj ama bilirsin bu bekleyişlerin
boşuna olduğunu. Kimi zaman olabileceklerin en güzelini kurgularsın yaşamın
boyunca, kimi zaman ise en kötüsünü. Bir de sürekli düşünürsün. Umut edersin !
Mutlu olmak benim de hakkım değil mi dersin, kendi kendine. Mutlu olduğunu
hayal edersin mesela. Mutlu olduğun da ise içinde hep bir sebep ararsın,
nedensiz sebepler vardır sen de bilirsin bunu. Yanlış giden bir şeyler vardır,
yolunda gitmeyen ama ne. Aynanın karşısına geçip ağlamaktan şişen gözlerinin
içine bakıp kafayı yiyebilecek kadar sorgularsın da bazen.”’Neden bu kadar
mutsuzum”’ diye. Ama kendine bir şeyi sormayı unutursun, ya bunların her biri
gerçek değil de bir kurgudan ibaretse.
Ya sen bu kurgunun içinde batmamak için çırpınıyorsan, ya umutsuzluktan ölmek
üzereysen. İşte o zaman kaybolursun kendi yarattığın kurgunun içinde ve yenildiğini
anlarsın. Aynı zamanda kaybettiğini de. Ben kaybedenler arasındayım. Yığıldım,
bir köşede usulca bekliyorum.