Yazabilir misin yaşamadıklarını, yaşayamadıklarını.. ?

    Bugün öğrendiğim bir şeyi tekrar öğrendim. İnsanlar yaşamadığı duyguları, olayları yazıya dökemezmiş.Yazdıkları yazıları okuduğunuz da onların hayatlarından da bir bölüm okuyorsunuz aslında. Tabi nasıl bir hayatın içerisinde olduğunu da birden çok yazılarını okuduğunuz da anlaya biliyormuşsunuz. Çünkü yazan kişi(ler)yaşadıklarını sürekli farklı yazılarda sözcüklerle satırlara döker. Yaşadığı her neyse sürekli ondan esinlenerek yazar çoğu yazılarını. Yazdıklarından yola çıkarak yaşamını az çok ele alabiliriz. Tabi bunlar aynı şeyler de olmayabilir. Demek istediğim insan yaşamadığı bir şeyi hayal ürünü de olsa onu sözcüklerle okuyucuya yansıtamaz.Yansıtsa dahi okuyanı derinden etkileyemez. Acı, hüzün, aşk, sevgi, nefret, hırs, göz yaşı.. Tanıdık geldi mi ! Bunların nasıl bir şey olduğunu yaşamadan anlatabilir misiniz. Aşkı tarifi var mı diye sorsam mesela aşkı tatmayan birine bana anlatabilir mi aşkı yaşamış biri gibi. Anlattıkları gerçeğe dayalı olur mu sizce, kocaman bir hayır diyorum. Evet diyenler lütfen yalan söylemeyin. Kendilerini kandırmak isteyenler de olabilir tabi. Benim gibi aşka inanmak istemeyip ama inan, sevmenin daha kalıcı olduğuna inanmak isteyenler de çıkabilir aranızdan neden olmasın. Hayatta her şey mümkündür dimi. Yazdığı satırları göz yaşları silene kadar ağladığını farkında olmayan  insanlar, yazmak böyle bir şey.. Herkes yazabilir içindekileri satırlara dökebilir, ama herkes yazar olamaz.. İnsanın kendisiyle yüzleşmesidir bu. Aynaya baktığında olumsuz yönlerini kağıda yazabilmesidir, kendini eleştirebilmesidir.. Okuduğum bir çok yazar yaşadıklarını yansıt masada iyi bir izleyici olarak yaşananları yansıtıyor yazılarına çalarcasına.. İşte bu benim için aynı şey değil. İnsan yaşamadan yazamaz yaşamadıklarını, yaşayamadıklarını.. Bu benim nacizane bir fikrim, herkesçe farklı olabilir. Okudukça öğreniyor insan, yazdıkça dillendiriyor, yaşadıkça anlıyor ve benimsiyor hayatın görünmeyen gerçek yüzünü..