Kendine Mektup: Aşkın ve Özün Yolculuğu

Bazen insan en çok kalabalıkların ortasında kaybolur. Oysa hayatın en gürültülü anında bile durup kendine sığınmak gerekir. Çünkü her şey, insanın kendi sesini yeniden duyabilmesiyle başlar. Önce durup dinlemek lazım; neyi özlediğini, neye kırıldığını, ruhunun hangi rüzgarlarla sarsıldığını fark etmek… Kendini bilmek, bir ömrün en sadık yolculuğudur.

Sonra hissetmek gelir. Aldığın nefesin göğsünde bıraktığı sıcaklığı, tenine değen zamanı, içindeki o sessiz ama güçlü akışı hissetmek… Hayat, sadece yaşananlardan ibaret değildir; o yaşananların sende bıraktığı izleri kucaklayabilmektir asıl maharet.

Çoğumuz aşkı uzaklarda, henüz keşfedilmemiş bir diyarda ya da bir başkasının kalbinde ararız. Zannederiz ki biri gelecek ve eksik kalan yanımızı tamamlayacak. Oysa aşk, bir başkasına yama olmak değil; kendi içindeki bütünlüğü fark edebilmektir. Sevmek; karşısındakini bir sığınak değil, yürünecek en güzel yol bilmektir. Onda yok olmak değil, onunla çoğalmaktır.

Sevilmeye gelince… Gerçek sevgi, bir aynaya bakıp başkasının beğenisini aramak değildir. Senin dahi görmeye çekindiğin yaralarının, birisi tarafından şefkatle kabul edilmesidir. Fakat unutma; insan kendi bahçesini sulamadan, başkasının getirdiği çiçeği yaşatamıyor. Önce kendi ruhuna şefkatle yaklaşman gerekiyor.

Yalnızlık hissettiğin o demlerde bile bil ki, bu evrende tesadüfen var değilsin. Attığın her adım, döktüğün her gözyaşı, paylaştığın her kahkaha bu hayatın rengini belirliyor. Kendi hikayenin kahramanı sensin ve bu hikaye senin cesaretinle yazılıyor.

Ve dönüp dolaşıp vardığımız o nihai liman yine kendimiz oluyoruz. Aradığımız o büyük aşk, dışarıda kaybolmuş bir parça değil; ruhunun en derininde keşfedilmeyi bekleyen o saf öz. Kendinle barıştığın, kusurlarını kucaklayabildiğin ve kendi ışığına razı olduğun an, dış dünyadaki tüm denklemler değişiyor.

Çünkü insan kendiyle barışık olduğunda, hayat da ona en cömert yüzünü gösteriyor. İçindeki o sessiz boşluk, başkasının varlığıyla değil, senin kendi ellerinle yaktığın ışıkla aydınlanıyor.

Belki de bu hayattaki en büyük mucize, insanın kendi evine, yani kendi kalbine sağ salim dönebilmesidir.