DİKKAT: SPOILER UYARISI
Aşağıdaki içerikte, filmin kırılma noktalarını, karakterlerin çatışmalarını ve sonuç bölümünü içeren detaylar yer almaktadır. Henüz filmi izlememiş olanların seyir zevkini korumak adına bu uyarıyı dikkate almaları önerilir.
Paris’te o uçağın kaçırıldığı o büyülü anın üzerinden bir dokuz yıl daha geçmiştir. Yirmi yılı deviren bu hikâye; Viyana’daki gençlik heveslerini, Paris’teki hüzünlü kavuşmayı geride bırakmış ve nihayet gündelik hayatın kaçınılmaz sınavına gelip dayanmıştır. Yönetmen koltuğunda Richard Linklater’ın oturduğu, senaryosunu başroller Ethan Hawke ve Julie Delpy ile birlikte olgunlaştırdığı 2013 yapımı Before Midnight, romantik sinemanın cesaret edemediği o en zor soruyla yüzleşir: "Peki ya sonra?"
Yönetmen: Richard Linklater
Senaryo: Richard Linklater, Julie Delpy, Ethan Hawke
Oyuncular: Ethan Hawke (Jesse), Julie Delpy (Céline)
Vizyon Yılı: 2013
Tür: Romantik, Dram
Süre: 1 saat 49 dakika
Hikaye, Yunanistan’ın güneyindeki Mora (Peloponnese) Yarımadası’nda, bir yazar dostlarının evinde geçirilen yaz tatilinin son gününde açılır. Jesse ve Céline artık evlidir; ikiz kız çocukları vardır ve hayatları görünüşte oturmuştur. Ancak açılış sahnesinde Jesse’nin Amerika’daki eski evliliğinden olan ergenlik çağındaki oğlu Hank’i havaalanından Chicago’ya uğurlayışıyla birlikte, hikâyenin altındaki derin fay hatları hareketlenmeye başlar.
Oğlunun büyümesini uzaktan izlemenin vicdan azabını çeken Jesse, ailesiyle birlikte ABD’ye taşınmayı düşünmektedir. Céline ise Paris’te nihayet istediği gibi bir kariyer fırsatı yakalamışken, Jesse’nin hayatı uğruna bir kez daha kendi kimliğini ve hedeflerini feda etme fikrine şiddetle direnir. Yıllar boyunca biriken fedakârlıklar, ev işlerinin yarattığı tükenmişlik ve kadın-erkek rollerinin ağırlığı, Akdeniz güneşinin altında ağır ağır demlenir.
Eski bir kilisenin patikalarından zeytinliklere uzanan o meşhur yürüyüşlerinde, eskisi gibi yine felsefeden, aşktan ve yaş almaktan söz ederler. Fakat güneşin ufukta yavaşça kaybolduğu o an, aynı zamanda gençliklerinin o saf romantizminin de sembolik vedasıdır. Dostlarının onlar için hediye ettiği bir otel odasına geçtiklerinde ise fırtına kopar. Romantik bir gece kaçamağı olarak planlanan bu oda, bastırılmış kırgınlıkların, güvensizliklerin ve suçlamaların çarpıştığı amansız bir duygu muharebesine dönüşür. Céline odadan çıkıp kapıyı çarptığında, masalın yerini ilişkilerin ham ve can yakan çıplaklığı alır.
Finalde Jesse, Céline’in yalnız başına oturduğu deniz kenarındaki masaya gelir ve 20 yıl öncesine, Viyana’daki o ilk oyuna dönerek zaman yolcusu bir yabancı kılığında bir mektup "okumaya" başlar. Bu sahne, gerçek aşkın kusursuz bir uyum değil; her gün yeniden çabalamayı, kırıklarıyla kabul etmeyi ve affetmeyi seçmek olduğunu gösteren muazzam bir kapanış sunar.
"Bak, güneş batıyor... Hâlâ orada, hâlâ orada... Ve gitti."
— Céline
— Jesse"Seni koşulsuz seviyorum ama hayat bir peri masalı değil. Gerçek hayat bu; kusurlu, karmaşık ve zor. Eğer gerçek aşkı arıyorsan işte tam karşında duruyor. Ama sen onu göremiyorsan, o zaman körsün demektir."
"Bazen senin beni gördüğün kadınla, benim içeride hissettiğim kadın arasında koca bir uçurum varmış gibi geliyor. Sanki o genç, kaygısız Céline bir yerlerde kayboldu."
— Céline
"Bana gelecekteki benden bir mektup getirdiğini söylüyorsun... Peki o gelecekte hala birlikte miyiz? Yoksa sadece bu geceyi kurtarmaya mı çalışıyorsun?"
— Céline
Before Midnight, pembe gözlükleri kırıp yerine hayatın tüm yara izlerini koyan dürüst bir yüzleşmedir. Viyana’daki gün doğumunun umudu ve Paris’teki gün batımının hüznü, yerini gece yarısının karanlığına bırakırken film şu gerçeği fısıldar: Birine aşık olmak tesadüftür, ancak onunla bir ömrü bölüşebilmek cesaret ve bitmeyen bir emektir.