Kalabalık ve oldukça işlek bi caddenin ortasında durup, yüksek sesle kahkahalar atarak ağlamaya cesaretin var mı? Sonrasında insanların şaşkınlıkla sana bakışlarını izlerken, umursamaz tavırlarla bağırarak şarkı söylemeye.. Yaşlı birini durdurup onunla dertleşmek istediğini söyleyebilir misin? Bazen iyi geliyor. Bunu anket şeklinde de yapabilirsiniz. Siktir git başımdan dediklerinin yanı sıra(bunu yaşamıştım gerçekten diyenler var) sizi gerçekten içten içe dinleyenler çıkabiliyor. Tabi sen de haklısın. Toplumun baskısıdan korktuğumuz için birşeyleri yapmak istediğimiz de, acaba millet ne der diye düşünür olduk. Ne zamandır kendimizden çok toplumun düşünceleri, bizim için bu kadar değerli hale geldi. O kadar çok soru var ki sorulması, cevaplanması gereken. Özgür müyüz sizce. İstediğimiz gibi davranabildiğimiz yaşayabildiğimiz için. Belki de özgürüz. Ya da kendimizi kaldırıyoruz, aslında hiç birimiz özgür değiliz. Gerçekleri ve doğruları değiştirebiliriz ama bu demek değil ki hayatın içerisinde kendimizi kandırmıyoruz. Çok sıkıcı olmaya başladıysa hayat ya da bazı şeyler çekilmez hale geliyorsa, çaresizce bekleyip kabullenmek mi, savaşmak mı, yenik düşmek mi. Hangisi yapılmalıdır diye sorsalar size ne cevap verirdiniz. Savaşırım diyenler gercekten savaşır mıydınız. Yoksa sessizce bir köşeye çekilip yapmak istemediğiniz şeyleri yaparak hayatınıza devam mı ederdiniz. Hayat bazen çok acımasız olabiliyor. Evet kimi zaman insanların baskısı altında, istediğimiz hayatın bu olmadığını düşünerek yaşamak zorunda da kalabiliyoruz. Bazen de yaşanmamayı tercih ediyoruz. Hayata tutunacak bir dalımızın olmadığını kabullenerek soluğumuz havaya bir son veriyoruz. Bunların hiç biri bizim seçimimiz değil. Çaresizce bekleyip savaşmamak bizim seçimimiz olabilir. Yenilgiyi kabul etmek de bizim seçimimiz. Hayatın ince çizgisinde ufak ve sağlam adımlar atmak yerine koşarcasına yürür olduk. İşte bu da bizim seçimimiz. Peki özgürce yaşamak bizim seçimimiz mi. Özgürlük nedir sorusuna cevaben savaşın ortasında taşlarla evcilik oynayan bir çocuğun mutluluğu, çamurdan araba yapıp oynayışları özgürlük olabilir mi? Bunlar o çocukların seçimi değil. Aç gözlüklükten kendilerini kaybetmiş insanların seçimi. Acınası gözüyle baktıkları insanların bi gram mutluluğunu yaşama sevincini asla elde edemeyecek olan insanların hemde.
Hayat tuhaf ve acımasız demiştim ya insanlarsa oldukça nankör. Dünyanın en tehlikeli canlılarını görmek istiyorsanız aynaya bakmanız yeterli olacaktır ve orada kendinizi bulup yüzleşmeyi kendimiz gibi yaşamayı öğrendiğimiz de o zaman kendi seçimlerimiz ve isteklerimiz doğrultusunda hayatın içerisinde yer alabiliriz. Özgürce ve hor görülmeden yaşayabiliriz.
Posted via Blogaway