BİLEMEM


bazen bir boşlukta olduğumu düşünüyorum.
hayal etmiyorum.
yaşıyormuşum gibi oluyor.
mesela bir şeyler anlatmak istiyorum. konuştuklarımı anlamıyorlar çünkü aynı lisanı konuşmuyoruz. kendimi ifade edebilmenin yollarını arıyorum. kulak veriyorlar ancak bu kez de yanlış anlıyorlar.
size de oluyor değil mi böyle? inançla, inatla söylemek istediklerinizi anlamamakta direnenler çıkıyor karşınıza. her şeyin en mantıklısını, en doğrusunu bildiğini sananlar, zekalarına toz kondurmayanlar ama gerçekte kulakları ya da daha doğrusu zihinleri tıkalı olanlarla karşılaşıyor musunuz yaşamınızın içinde?
ben bunu sık sık yaşıyorum.
bazen o boşlukta kaybolacak gibi oluyorum. o anlarda beni bulabilecek, en azından söylediklerime kulak verebilecek birini istiyorum.
bir an geliyor olduğum yerde mutlu olduğumu hissediyorum ya da böyle teselli ediyorum kendimi. bazen tam da aradığım gibileri geliyor yanıma. içimde biriktirdiklerimi anlatıyorum bir çırpıda. gitme ihtimallerini aklımda bulundurup, hızlı hızlı sıralıyorum aklımdakileri. peş peşe sıraladığım için cümlelerimi anlamak isteseler bile anlayamadıklarını fark ediyorum.
ben kendimi ifade etme konusunda çok mu beceriksizim, ya da çok mu zeki, çok mu sıradışıyım diye soruyorum kendime. kendi iç savaşıma dönüşüyor bu iç sesler. tükeniyorum ve yine susuyorum.
bazen hep o boşlukta olacağımı düşünüp, ölümü bekliyorum.
bazen de hiçbir şeyi umursamayıp, böyle kendi kendime konuşuyorum. bakmayın söylendiğime çünkü, ben bu boşluğa her düştüğümde aslında hep kendime yeni bir ben katarak fazlalaştığımı biliyorum.