DİKKAT: SPOILER UYARISI
Aşağıdaki içerikte, filmin kritik detaylarını ve hikaye akışını etkileyebilecek spoiler'lar bulunmaktadır. Henüz filmi izlememiş olanlar için, bu bilgilerin film deneyiminizi etkileyebileceğini lütfen unutmayın. Okumaya devam etmeden önce bu uyarıyı dikkate almanızı öneririm.
Emma Morley ve Dexter Mayhew’un yirmi yıllık hikayesini anlatan One Day, izleyicisini hem kalbinden yakalayan hem de zamansal akışıyla düşündüren son yılların en etkileyici romantik dramalarından biri. David Nicholls’un çok satan aynı adlı romanından uyarlanan ve yönetmen koltuğunda Lone Scherfig’in oturduğu 2011 yapımı film, klasik romantik komedi kalıplarını yıkarak gerçeğe yakın, ham ve melankolik bir aşk portresi çiziyor.
Yönetmen: Lone Scherfig
Senaryo: David Nicholls (Kendi romanından uyarladı)
Oyuncular: Anne Hathaway (Emma Morley), Jim Sturgess (Dexter Mayhew)
Vizyon Yılı: 2011
Tür: Dram, Romantik
Süre: 1 saat 47 dakika
Akan Bir Ömür
Filmin en yaratıcı ve sinematografik yönü, hikayeyi her yılın sadece tek bir gününe, 15 Temmuz tarihine odaklayarak anlatması. 1988 yılında mezuniyet gecesinde yolları kesişen Emma ve Dexter’ın, aradan geçen yirmi yıl boyunca hayatlarının o belirli günde nerede olduğunu, nasıl değiştiğini, birbirlerinin hayatına nasıl girip çıktığını izliyoruz.
Emma; hayatı sorgulayan, idealist, esprili ama bir o kadar da güvensizlikleriyle mücadele eden keskin zekalı bir genç kadın. Dexter ise; yakışıklı, kaygısız, popülerliğin getirdiği şımarıklığı taşıyan ama içten içe kaybolmuş bir karakter. Bu zıt kutupların arkadaşlıkla başlayıp yıllara yayılan bağı, zamanın insanı nasıl törpülediğini ve olgunlaştırdığını göstermek için mükemmel bir zemin hazırlıyor.
Anne Hathaway’in İngiliz aksanını benimserken Emma’ya kattığı o entelektüel duruş ve alaycı mizah filmin en büyük artısı. Her yıl Emma'nın olgunlaşmasını, saç kesimlerini, tarzındaki ve hayata bakışındaki değişimleri Hathaway yüzünde müthiş bir başarıyla taşıyor.
Jim Sturgess ise Dexter karakterinin o parıltılı ama boşlukta kalan cazibesini çok iyi yansıtıyor. Dexter’ın zamanla yaşadığı düşüşü, hayatın sillesini yedikçe nasıl olgunlaştığını ve Emma’ya duyduğu o bastırılmış ama hiç sönmeyen sevgiyi Sturgess omuzlarında çok iyi taşıyor. İkilinin arasındaki ekran kimyası, filmin en sıra dışı anlarında bile inandırıcılığını korumasını sağlıyor.
One Day, "Keşke zamanında söyleseydim" ya da "Doğru insan, yanlış zaman" klişesini alıp onu 20 yıllık bir tuvale boyuyor. Film, izleyiciye aşkın sadece kelebekler uçuran başlangıç anlarından ibaret olmadığını, aksine sabır, hayal kırıklığı, fedakarlık ve bazen de geç kalmışlık olduğunu hatırlatıyor.
Tabii ki kitabını okuyanlar için filmin iki saatlik süreye sıkıştırılması bazı karakter dönüşümlerinin hızlı hissedilmesine neden olabilir. Özellikle Emma'nın iç dünyasındaki derinlik romanda çok daha katmanlıdır. Ancak sinema uyarlaması olarak, o nostaljik 90'lar ve 2000'ler atmosferini, müziklerini ve karakterlerin büyüme sancılarını ekrana aktarmakta oldukça başarılı.
Öne Çıkan Alıntılar
"Günün birinde geçmişe baktığımızda, hayatımızın en güzel yıllarının o zamanlar olduğunu anlayacağız."
"Seni seviyorum Dexter... Ve senden nefret ediyorum."
Son Söz
Eğer kalbinizi buracak, ağlatırken hayatın ne kadar kırılgan ve değerli olduğunu hatırlatacak bir film arıyorsanız, One Day listenizin en başına yazılmayı hak ediyor. İzledikten sonra 15 Temmuz tarihine bir daha asla aynı gözle bakamayacaksınız.